21 Eylül 2011 Çarşamba

Benim Güzel "Çekirdek" Host Ailem

Host annemin 10; host babamın da 7 ya da 15 (tam net hatırlamıyorum) kadreşi olduğunu varsayarsak, oldukça "çekirdek" bir ailedeyim. Koskoca şehirde herkes abilerimin kuzeni. Şaka değil. Yolda giderken sürekli birilerini selamlayıp geyik yapıyorlar. Ve hepsi de 1. dereceden kuzenler!
Büyük Abimin futbol takımı var. Bir maçında şaka olsun diye, küçük abime "Burada kaç kuzenin var?" dedim. "En az 5" cevabını aldım. Aile takımı falan değil. Bildigin resmi takım. Bu arada takımlar 7 kişilik. 14'te 5+1 hiç de az olmasa gerek...
Küçük Abim Andres, "Ö" yü ve "Ü" söylemeye çalışırken can çekişiyor. Ve sonuç ne yazık ki başarısız. Büyük Abim Fernando da tüm gün onun taklidini yaparak dalga geçiyor. Bu arada Fernando taklit konusunda oldukça başarılı.
Abilerim çok iyi araba kullanıyorlar. Her yere arabayla gidiyoruz. İşin güzel yanı, bir yerlere gidiyoruz. Yani beni evde bırakıp arkadaşlarıyla buluşmaya gitmiyorlar. Beni de yanlarında götürüyorlar.
Aguascalientes'deki ilk günümde beni alıp şehir tanıtım turuna çıkardılar.
Evde İngilizce'yi bilmeyen tek kişi host anne. Onunla da sadece 5 dakika kadar yalnız kaldık. Tabii ki sonunda pes edip Andres'i aradık, bize tercümanlık yaptı.
Abilerime her şeyi soruyorum "O ne, bu ne, bu ne demek, şunu nasıl söylerim?". Bıkmadan usanmadan ayrıntılarıyla anlatıyorlar. Tabii karşılığında ben de onlara Türkçe'sini öğretiyorum. Güzel bir anlaşmamız var.
Yavaş yavaş bazı şeyleri anlıyorum. Yani mevzuyu biliyorsam kelimeleri eşleştirebiliyorum.

Burada birkaç kere Amerikalı ve Meksikalı sanıldım. Bir kere de Ke$ha'ya benzetildim. Evet, burası kör kaynıyor.
Büyük Abim albüm yapma aşamasında. Birkaç şarkılarında keman çalmamı istedi. En cool halimi takınıp(!) "oluuUuuUr" dedim. Ayrıca piyanosunu kullanmama izin veriyor. Hatta izin vermekle kalmayıp "Biraz piyano çalış." diyor. Güzel şeyler bunlar tabii.
Host babam, geldiğim ilk gün bana "Ehliyetin var mı?" diye sordu. Şaşırtıcı. Ama tabii ki araba kullanmanın yasak olduğunu söyledim. Hoş, zaten ehliyetim de yok. Sadece bunu sorması enteresandı.
Andres'in bir sürü arkadaşı benimle aynı okulda. İnsanlar çok Türk görünümlüler. Herkese "Selam n'aber?!" diyesim geliyor.
Aileme Türk kahvesi yaptım. Türk lokumuna bayıldılar. Ve kahvenin ardından bana fal baktırdılar. Kahveye de bayıldılar ancak Andres gece uyuyamamış kahveden. Olur böyle şeyler. Büyük abime tavla öğrettim. Tavlayı koltuğumun altına koymak için sabırsızlansa da, henüz beni yenebilmiş değil. Rakıya Paris'te el koymasalardı çok güzel olabilirdi. Seveceklerine emindim.
Bana Türkiye'nin en enteresan yemeklerinden birini sordular. Kokoreçi anlattım. Burada yapmaya çalışacaklar. Host babam böyle enteresan şeylere çıldırıyor. "Hi hi hiii" diye gülmeye başlıyor.
Hot Tamale yedim. Çok enteresan bir şey. Yani hiç Türk değil (e haliyle tabii). Muz kabuğuna ya da mısır yaprağına sarılarak pişiriliyor. Süpersonik lezzetli bir şey değil ama denenmeli.
Bu arada hâlâ Taco yemedim.
Kuzenlerden birinin çiftliği varmış. At falan. Değişik şeyler bunlar...
Büyük abime "Çekoslavakyalılaştıramadıklarımızdan mısınız?" demeyi öğretiyorum. Zor bir yola baş koyduk ama pes etmiyoruz. Öğrenmesine az kaldı!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder